İnternetle Hayatımıza Giren 8 Davranış

mizah-karikatur

İnternetle yaşamaya o kadar çok alıştık ki onsuz zamanlarda ne yapardık hatırlamakta güçlük çekiyoruz. Ama aslına bakarsak internet hayatımıza gireli çok olmadı. Tabi ki internet kendi jargonunu da yarattı. İnternete uzak nesiller için bu adeta yeni bir dil gibi geliyor ve tabi alışkanlıklarımızı da değiştiriyor. İşte internetle hayatımıza giren 8 alışkanlık.

            1. Follow Etmek: Eskiden birini birini takip etmek ayıptı. İnternet aleminde ise takip etmemek ayıp hale geldi. Birçok kişi takipçi sayısını artırmak için elinden geleni yapmaya başladı. Yaptığınız eylemin yada işin pek bir ehemmiyeti kalmadı. Değerinizi belirleyen ölçüt takipçi sayısının çokluğu haline geldi. Milyonlarca takipçisi olan sosyal medya ünlüleri ortaya çıktı. Pek bir şey yapmasına gerek olmayan bu kişiler  bu işten para kazanmaya başladılar. Fazla değil 10 yıl önce takip edildiğin için para kazanacaksın deseler,  bunun bir espri olduğu düşünülürdü.

sfondo

          2.” Like” lamak: İngilizcede hoşlanma anlamına gelen bu kelime internetin ve sosyal medyanın hayatımıza girmesi ile dilimize geçti. Paylaşılan şeyden hoşlandığını ifade etmenin bir yolu olarak kullanılmaya başlandı. Bunun bir üst versiyonu sıralı “like” lamak bütün paylaşımların istisna gözetmeksizin beğenilmesi. Arkadaşımızın paylaştıklarımızı “like” layıp “like”lamadığına kafayı takmaya başladık. (bu arada bu paylaşımı “like” lamayı unutmayın :).

like

          3. Tweetlemek:  İngilizce cıvıldama anlamına gelen “Tweet”  ülkemizde İngilizcede durduğu gibi durmadı!. Twitter ile ne yapacağını bilemeyen yurdum insanı kimsenin umurunda olmamasına rağmen, başına gelen her durumu yazdı. Belgesel izlemekten ve caz dinlemekten hoşlanan, hobisi kitap okumak olan güzel ülkemin insanları twitteri de çok faydalı işlerde kullanmasını bildi! Ünlülerin dakika dakika ne yaptığını izleyebilmelerini sağlayan bu platformu herkes çok sevdi. Eeeee takipçi şart.

Not: Takip edeni takip ederim:)

tweet

    4. Selfie Çekmek:  Selfie nedir? Selfie halkın kendi kendinin fotoğrafını çekmesidir. Bir nevi cumhuriyet! Demokrasi bilinci iliklerine kadar işlemiş olan milletimizin  “selfie”yi görür görmez benimsemesi hiç de garipsenecek bir durum değil!

Üç beş kişinin toplandığı her alanda selfie çektirerek onu ne kadar sevdiğimizi gösterdik. Her ne kadar TDK öz çekim dese de milliyetçi duyguları üst düzeyde olan halkımız tabi ki bu sözcüğü benimsemedi! Selfie çektirmek çok yorucu bir eylemdi. Tabi bir de uzun kollu olmak gerekiyordu. Buna çözüm hızlı geldi. İşte bize üretmiyor diyenlere tokat gibi cevap:)diğer çözüm önerileri için lütfen resmi tıklayın.

selfie çubuğu

5. Paylaşım Yapmak: Biz paylaşmayı çok seven insanlarız. Eeee internet aleminde de bu özelliğimizi bırakacak değildik yaa. Paylaşmayı çok sevdik, paylaştıkça çoğaldık. Sığamadık kotalarımıza. Hep daha fazlasını istedik. Paylaşma hızımıza internet hızı yetişemedi. 4 G yetmezdi bize en az 4,5 lazımdı. Amin zincirleri ile teknolojiyi bile imana getirmeyi bildik.( Sitemizin büyümesi için amin deyip paylaşmayı unutmayalım lütfen :)).

paylaşmak

6. Dürtme: Dürtmenin ilk çıkışı ile ilgili bilgiler net olmamakla birlikte. Avını kaçırmamak için bir avcının diğer avcıyı dürtmek suretiyle uyardığı rivayet edilir :). Daha sonraları değişik versiyonları ortaya çıkmıştır. Bunlardan en ünlüleri misafir geldiğinde annenin kızını dürterek el öpmesini işaret etmesidir. Anneler daha sonra buna baş parmağı da katarak kaba eti sıkıp 1 tur çevirmek sureti ile adına “mıncırma” dedikleri tekniği geliştirdiler. Ancak dürtmenin teknolojiye girmesi cep telefonun icadına kadar beklemek zorundaydı. Adına dürtme denmese de “çaldırıp kapatma”nın dijital dürtmenin atası olduğu varsayılır. Çaldırıp kapatmayı ilk kimin icat ettiği bilinmese de bunu kontörü olmayan üniversiteli bir çiftin bulduğu düşünülmektedir. Başlatması kolay olan bu sürecin sonlandırılması çok sancılı olmuştur. Kontörden sınırsız dakikalı tarifeye geçilmesi ile “sen kapat- hayır sen kapat ” ta dönüşen bu davranış, Facebook’un çıkışı ile modern halini almıştır.

dürtme

 7. Online Oyun: Pc’lerin ve intenetin evlere girmesi ile babaların ” oğlum bu internet ne işe yarıyor” sorusu sonunda ” Baba işte okey falan oynuyorsun” cevabı ile başladı her şey. İşte o anda baba ile bilgisayar arasında bir şeyler oldu. Akşamları artık kahvehaneye gidilmez, yemekten hemen sonra bilgisayarın başına geçilir oldu. Bilgisayar sadece çocuğun malı değildi. Artık bilgisayarla çocuk arasında bir engel vardı.( Anneler Facebook’un icadını beklemek zorundaydı).  ” Baba yaa ödevim var” gibi taktikler de işe yaramıyordu. “Ama oğlum biz Ahmet amcanla okey oynuyoz” cevabı, bir dönemin sonunun geldiğini sanki gösteriyordu. Sosyal medyanın ortaya çıkışı da tuz biber olmuştu. Tarlalar ekiliyor, şekerler kırılıyordu. Artık hiçbir yer güvenli değildi. Daha sonrasını zaten hepiniz biliyorsunuz…

online okey

8. E- Ticaret: Başta şüpeciydik denizin soğuk olduğundan endişe eden bir kişi gibi sorduk etrafımıza “acaba güvenli mi?” Ufak ufak soktuk ayağımızı e-ticaret denizine. Sonra kimse tutamadı bizi. Gelsin kargolar, gitsin kargolar. O kadar kolaydı ki pijama ile en lüks mağazalara girip geziniyor, taksit taksit alıyorduk. Her şey o kadar güzeldi ki. Ta ki o güne kadar. Postacı baykuş gibi zile bastığında başımıza gelecekler hakkında hiçbir fikrimiz yoktu. İşte o gün gelmişti. Extre denen o melun kağıt parçası, bize bu “aşk masalının” bittiğini gösteriyordu.

cadı alışveriş

 

2 thoughts on “İnternetle Hayatımıza Giren 8 Davranış

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir